23 Ekim 1912 sabahı Makedonya’nın kuzeyinde başlayan bir muharebe, Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki hâkimiyetinin çözülüşünü hızlandıran en önemli kırılma noktalarından birine dönüştü.
Bir tarafta Zeki Paşa komutasındaki Osmanlı Vardar Ordusu, diğer tarafta güneye doğru ilerleyen Sırp kuvvetleri vardı.
Savaşın başladığı sırada Balkan Harbi henüz birkaç günlük bir savaştı. Fakat Osmanlı Devleti daha ilk günlerden itibaren seferberlik, ulaşım, iaşe ve emir-komuta problemleriyle karşı karşıya kalmıştı. Batı Ordusu geniş bir coğrafyada Sırp, Yunan, Bulgar ve Karadağ kuvvetleriyle mücadele etmek zorundaydı.
Sırp ordusunun temel hedeflerinden biri Üsküp’tü.
Priştine’nin kaybedilmesinin ardından Sırp kuvvetleri güneye doğru ilerlerken iki ordu Kumanova çevresinde karşı karşıya geldi.
İlk gün Osmanlılar ilerledi
23 Ekim sabahı saldırıyı başlatan taraf Osmanlı Vardar Ordusu oldu.
Zeki Paşa, Sırp kuvvetleri tamamen toplanmadan onları vurmak istiyordu. İlk saatlerde plan işe yarıyor gibi göründü.
Osmanlı birlikleri özellikle Sırp sağ kanadı üzerinde ciddi baskı kurdu. Sırp birlikleri ağır kayıplar verdi ve bazı Osmanlı birlikleri birkaç kilometre ilerlemeyi başardı.
Fakat zaman Osmanlıların aleyhine işliyordu.
Sırp ordusunun henüz muharebe alanına ulaşmamış birlikleri birbiri ardına cepheye gelmeye başladı. Osmanlı tarafında ise ihtiyat kuvvetlerinin yetersizliği, bazı birliklerin eğitim ve disiplin sorunları ve topçu desteğindeki aksaklıklar giderek daha fazla hissediliyordu.
23 Ekim gecesi muharebe henüz kaybedilmiş değildi.
Asıl kırılma ertesi gün yaşanacaktı.
24 Ekim: Cephe çözülüyor
24 Ekim sabahı Sırp ordusu artık çok daha büyük bir kuvvetle muharebe alanındaydı.
Yoğun topçu ateşinin ardından başlayan saldırılar Osmanlı hatları üzerindeki baskıyı artırdı. Özellikle redif birliklerinde çözülmeler yaşandı.
Cephede açılan gedikler kapatılamadı.
Zeki Paşa geri çekilme emri verdiğinde ise düzenli bir ricat giderek bozgun görüntüsüne dönüşmeye başladı.
İki gün önce Üsküp’ü koruyan Vardar Ordusu artık güneye çekiliyordu.
Kumanova kaybedilmişti.
Üsküp yolu açıldı
Kumanova’nın önemi yalnızca bir meydan muharebesinin kaybedilmesinden ibaret değildi.
Osmanlı ordusunun kuzey Makedonya’daki savunma düzeni sarsılmış, Üsküp yolu Sırp ordusuna açılmıştı.
Osmanlı kuvvetleri önce Köprülü ve Pirlepe yönüne, ardından Manastır hattına doğru çekildi.
Sırp ordusu ise ilerlemeye devam etti.
Üsküp kısa süre sonra Osmanlı hâkimiyetinden çıktı.
Ardından Pirlepe ve Manastır muharebeleri geldi.
Kasım 1912’de Manastır’ın da kaybedilmesiyle Osmanlı Devleti’nin Makedonya’daki askerî varlığı büyük ölçüde çöktü.
Birkaç hafta içinde değişen bir coğrafya
Kumanova Muharebesi bu nedenle Balkan Harbi’nin en sembolik savaşlarından biridir.
Osmanlı Devleti’nin yüzyıllardır hâkim olduğu Makedonya’da şehirler birkaç hafta içinde birbiri ardına elden çıkmaya başladı.
Üsküp…
Köprülü…
Pirlepe…
Manastır…
Aynı günlerde güneyden ilerleyen Yunan ordusu da Selanik’e yaklaşıyordu.
1912 sonbaharında Balkanlar’da yaşanan şey, sıradan bir sınır değişikliği değildi.
Osmanlı Devleti’nin Rumeli’de yüzyıllar boyunca kurduğu siyasi ve askerî düzen birkaç hafta içerisinde parçalanıyordu.
23–24 Ekim 1912’deki Kumanova Muharebesi, bu büyük çözülmenin Makedonya’daki en önemli kırılma anlarından biri olarak tarihe geçti.