17 Ekim 1973'te Arap petrol üreticilerinin aldığı bir karar, savaşın cepheden benzin istasyonlarına taşınmasına yol açtı. Petrol fiyatları birkaç ay içinde yaklaşık dört katına çıktı, Batı dünyasında uzun benzin kuyrukları oluştu ve küresel ekonomi sarsıldı. Yarım asır sonra Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz, dünyanın Ortadoğu petrolüne bağımlılığının jeopolitik sonuçlarını bir kez daha hatırlatıyor.
Savaş Ortadoğu'da başladı, kriz dünyaya yayıldı
6 Ekim 1973'te Mısır ve Suriye orduları, Yahudilerin Yom Kippur gününde İsrail'e karşı geniş çaplı bir saldırı başlattı. Mısır kuvvetleri Süveyş Kanalı'nı geçerken Suriye ordusu Golan Tepeleri'ne ilerledi.
Savaşın ilk günlerinde İsrail ağır kayıplar verdi. Ancak kısa süre içerisinde ABD'nin İsrail'e kapsamlı askerî yardım sağlaması çatışmanın yalnızca bölgesel bir savaş olarak kalmayacağının işaretini verdi.
Arap dünyasının elinde ise tanklardan ve uçaklardan farklı bir güç vardı:
Petrol.
17 Ekim 1973: Petrol artık siyasi silahtı
17 Ekim'de Arap petrol üreticileri İsrail'i destekleyen Batılı devletler üzerinde baskı oluşturmak amacıyla petrol üretimini azaltma kararı aldı.
İki gün sonra, ABD Başkanı Richard Nixon yönetiminin İsrail'e milyarlarca dolarlık askerî yardım istemesinin ardından ABD'ye yönelik petrol ambargosu başladı. Hollanda gibi İsrail'i destekleyen başka ülkeler de hedef alındı.
Amaç yalnızca ekonomik değildi. Petrol, İsrail'in işgal ettiği Arap topraklarından çekilmesini sağlamak için siyasi baskı aracına dönüştürülüyordu.
Dünya enerji tarihinde yeni bir dönem başlamıştı.
Petrolün fiyatı dört katına çıktı
Ambargo zaten kırılgan durumda bulunan dünya ekonomisini sarstı.
Petrolün varil fiyatı kriz öncesinde yaklaşık 2,90 dolar seviyesindeyken Ocak 1974'e gelindiğinde 11,65 dolara yükseldi.
Yani birkaç ay içinde yaklaşık dört katına çıktı.
Fakat mesele yalnızca petrolün pahalanması değildi.
Petrol ulaşımın, sanayinin, elektriğin, petrokimyanın ve üretimin temel girdilerinden biriydi. Enerji maliyetlerindeki yükseliş ekonominin hemen her alanına yayıldı.
Batı ülkelerinde enflasyon yükseldi, ekonomik büyüme yavaşladı.
1970'lerin en karakteristik ekonomik sorunlarından biri olan stagflasyon, yani yüksek enflasyon ile ekonomik durgunluğun aynı anda yaşanması, petrol şokuyla daha da ağırlaştı.
Benzin kuyrukları başladı
Krizin en görünür görüntüsü ise benzin istasyonlarında ortaya çıktı.
ABD'de sürücüler yakıt alabilmek için uzun kuyruklara girdi. Benzin satışına sınırlamalar getirildi.
Enerji tasarrufu artık devlet politikası haline geliyordu.
ABD'de otoyollardaki ulusal hız sınırı saatte 55 mile indirildi. Enerji bağımsızlığı tartışmaları başladı. Daha sonra Stratejik Petrol Rezervi oluşturuldu.
Batı dünyası ilk kez çok açık biçimde şu gerçekle karşılaşmıştı:
Ortadoğu'daki bir savaş, binlerce kilometre uzaktaki insanların arabalarına koyacakları benzinin fiyatını belirleyebilirdi.
Kriz Mart 1974'te sona erdi
ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın yürüttüğü yoğun diplomasi sonucunda Mısır ile İsrail arasında kuvvetlerin ayrıştırılmasına ilişkin anlaşma sağlandı.
Mart 1974'te petrol ambargosu kaldırıldı.
Ancak dünya eski dünyaya dönmedi.
Petrol fiyatları yüksek kaldı. Petrol üreticisi ülkelerin uluslararası ekonomideki ağırlığı arttı. Batılı devletler enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye ve stratejik petrol stokları oluşturmaya başladı.
1973 krizi, enerji güvenliği kavramını modern devletlerin ulusal güvenlik politikalarının merkezine yerleştirdi.
53 YIL SONRA AYNI SORU: HÜRMÜZ
1973'te petrolün akışını kesme tehdidi Arap üreticilerin elindeydi.
Bugün dünyanın gözü Hürmüz Boğazı'nda.
İran ile Umman arasındaki bu dar deniz yolu, normal koşullarda dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir geçit. 2026'da İran çevresinde başlayan savaş ve Hürmüz'deki geçişlerin ağır biçimde aksaması, dünya enerji piyasasını yeniden bir arz kriziyle karşı karşıya bıraktı. Son günlerde bölgedeki gemilere yönelik saldırıların yeniden yoğunlaşması da riskin henüz ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Üstelik tarihsel paralellik dikkat çekici.
1973'te Yom Kippur Savaşı petrolü silaha dönüştürmüştü.
2026'da Hürmüz Boğazı aynı silahın çok daha stratejik bir biçimini gösteriyor.
Aradan yarım asırdan fazla zaman geçti. Dünya elektrikli otomobilleri, nükleer enerjiyi, yenilenebilir kaynakları ve alternatif boru hatlarını konuşuyor.
Ama Ortadoğu'daki dar bir deniz geçidinde yaşanan çatışma hâlâ dünyanın fabrikalarını, gemilerini, uçaklarını ve milyonlarca insanın ödediği enerji faturasını etkileyebiliyor.
1973 Petrol Krizi'nin dünyaya verdiği ders bugün hâlâ geçerli:
Enerjinin aktığı yollar kontrol edildiğinde, yalnız petrol değil dünya ekonomisi de kontrol edilebilir.