Osmanlı Donanmasının yakıldığı gün: Navarin Faciası

20 Ekim 1827’de İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları Navarin Limanı’na girdi. Saatler süren çatışmanın sonunda Osmanlı-Mısır donanması ağır biçimde imha edildi. Üstelik Osmanlı, İngiltere ve Fransa ile savaş halinde değildi. Navarin Faciası, Yunanistan’ın bağımsızlığına giden yolu nasıl açtı?

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 5 dk okuma

Osmanlı Donanmasının yakıldığı gün: Navarin Faciası

Mora’da başlayan isyan

1821’de Mora’da başlayan Yunan İsyanı kısa sürede Osmanlı Devleti’nin en büyük meselelerinden birine dönüştü.

İsyanın ilk yıllarında Osmanlı kuvvetleri kesin sonuç alamayınca II. Mahmud, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’dan yardım istedi. Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır kuvvetleri Mora’ya çıktı ve isyancılara karşı önemli başarılar kazandı.

İbrahim Paşa’nın ilerleyişi yalnızca Mora’daki askerî dengeleri değiştirmedi.

Avrupa’da Yunan bağımsızlığını destekleyen Filhelenizm giderek güçleniyordu. İngiltere, Fransa ve Rusya için mesele artık Osmanlı Devleti’nin bir iç isyanından ibaret değildi.

Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri de söz konusuydu.

Üç büyük devlet Osmanlı’ya karşı birleşti

İngiltere ile Rusya önce Yunan meselesine müdahale konusunda uzlaştı. Daha sonra Fransa da sürece katıldı.

6 Temmuz 1827’de imzalanan Londra Antlaşması, Yunanların Osmanlı hâkimiyetinde ancak geniş bir özerkliğe sahip olması esasına dayanıyordu.

İngiltere, Fransa ve Rusya çatışmaların durdurulmasını istiyor; Osmanlı kuvvetlerinin Yunan bölgelerine yönelik askerî faaliyetlerine son verilmesini talep ediyordu.

Babıâli ise büyük devletlerin kendi topraklarındaki bir isyana müdahale etmesini egemenlik hakkına aykırı görerek talepleri reddetti.

Londra kararları Ağustos 1827’de Osmanlı yönetimine bildirildi. Osmanlı Devleti geri adım atmayınca İngiliz ve Fransız filoları Mora kıyılarında harekete geçti; daha sonra Rus filosu da onlara katıldı.

Artık Mora açıklarında son derece tehlikeli bir durum vardı.

Bir tarafta Osmanlı-Mısır donanması…

Diğer tarafta Avrupa’nın üç büyük deniz gücü.

Donanma Navarin Limanı’ndaydı

Osmanlı-Mısır donanması Mora Yarımadası’nın güneybatısındaki Navarin Limanı’nda demirlemişti.

İbrahim Paşa’nın kara kuvvetlerinin lojistik bağlantısı açısından donanma büyük önem taşıyordu.

20 Ekim 1827 günü İngiliz Amiral Edward Codrington komutasındaki İngiliz, Fransız ve Rus gemileri limanın girişine yöneldi.

Müttefikler resmen Osmanlı Devleti ile savaş halinde değildi.

Buna rağmen savaş gemileri, muharebe düzeni içerisinde Osmanlı-Mısır donanmasının bulunduğu limana girdi.

İki tarafın gemileri artık birbirlerine son derece yakındı.

Böylesine dar bir limanda yüzlerce top taşıyan iki büyük deniz gücünün karşı karşıya gelmesi, tek bir kıvılcımın felakete dönüşmesi anlamına geliyordu.

Ve o kıvılcım kısa süre sonra çıktı.

İlk ateşi kim açtı?

Navarin’in en çok tartışılan meselelerinden biri budur.

Çatışmanın tam olarak hangi anda ve kimin ateşiyle başladığı konusunda farklı anlatımlar bulunur. İngiliz anlatılarında müttefiklerin niyetinin çatışma çıkarmak olmadığı ve bir İngiliz sandalına ateş açılmasının ardından muharebenin başladığı öne sürülür.

Osmanlı tarafı ise olayı önceden planlanmış bir saldırı ve baskın olarak değerlendirdi.

Ancak sonuç konusunda tartışma yoktur.

20 Ekim öğleden sonra Navarin Limanı bir anda cehenneme döndü.

Birkaç saat içinde donanma yok oldu

Dar limanda gemiler birbirlerine çok yakın mesafeden ateş etmeye başladı.

Top sesleri Navarin Körfezi’ni doldururken Osmanlı ve Mısır gemilerinde yangınlar çıktı.

Yanan gemilerden bazıları infilak etti.

Bazıları karaya oturdu.

Bazıları mürettebatı tarafından terk edildi.

Muharebe yaklaşık birkaç saat içerisinde sonuçlandı.

Osmanlı-Mısır donanması ağır biçimde imha edilmişti.

Kayıp rakamları kaynaklara göre değişmektedir. Türk tarih yazımındaki bazı çalışmalarda Osmanlı-Mısır donanmasının 64 gemilik gücünün yok edildiği ve yaklaşık 6 bin kişinin hayatını kaybettiği aktarılır. Müttefiklerin insan kaybı ise bunun çok altında kaldı. Dolayısıyla kesin rakamlardan ziyade felaketin ölçeği konusunda kaynaklar birleşmektedir.

Navarin’in Osmanlı açısından en ağır sonuçlarından biri yalnız gemilerin kaybı değildi.

Gemilerle birlikte yetişmiş denizciler, subaylar ve teknik personelin önemli bir bölümü de kaybedildi.

Bir donanma yeniden yapılabilirdi.

Fakat denizcilik tecrübesinin yeniden oluşturulması çok daha uzun sürecekti.

Osmanlı Devleti savaşta olmadığı devletlerin saldırısına uğramıştı

Navarin’i diplomatik açıdan olağanüstü kılan nokta burada ortaya çıkıyordu.

Osmanlı Devleti ile İngiltere ve Fransa arasında savaş ilan edilmiş değildi.

İngiliz hükûmeti dahi daha sonra Navarin’i resmî söyleminde açık bir savaş zaferi gibi sunmakta zorlandı.

Babıâli ise yapılanı uluslararası hukuka aykırı bir saldırı olarak gördü ve zararının karşılanmasını istedi.

Osmanlı Devleti, donanmasının imha edilmesi nedeniyle tazminat talep etti.

Fakat beklediği sonuç alınamadı.

II. Mahmud yeniden donanma kurmak zorunda kaldı

Navarin’in İstanbul’daki etkisi büyüktü.

II. Mahmud henüz bir yıl önce, 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmış ve Osmanlı askerî sistemini yeniden kurmaya girişmişti.

Şimdi devlet bir başka büyük askerî sorunla karşı karşıyaydı:

Donanma yeniden inşa edilmeliydi.

Padişah, Navarin’den sonra yeni bir deniz gücü oluşturulması için çalışmalar başlatılmasını emretti.

Ancak Osmanlı Devleti'nin karşısına çok geçmeden daha büyük bir problem çıkacaktı.

Rusya savaş ilan etti

Navarin sonrasında Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki ilişkiler hızla bozuldu.

Rusya, 26 Nisan 1828’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.

Rus orduları Balkanlar ve Kafkasya üzerinden Osmanlı topraklarına girdi.

Osmanlı Devleti ise Navarin’de donanmasının büyük bölümünü kaybettiği için özellikle Karadeniz’de Rus deniz gücüne karşı ciddi bir dezavantaj içindeydi.

1828–1829 Osmanlı-Rus Savaşı Osmanlı açısından ağır sonuçlandı.

Rus kuvvetleri batıda Edirne’ye, doğuda Erzurum’a kadar ilerledi.

Sonunda 14 Eylül 1829'da Edirne Antlaşması imzalandı.

Osmanlı Devleti Yunanistan konusunda Londra’da belirlenen düzenlemeleri kabul etmek zorunda kaldı. Ardından 1830 Londra Protokolü ile bağımsız Yunanistan devletinin kuruluş süreci tamamlandı.

Bir deniz savaşı bir devletin doğuşunu hızlandırdı

Navarin bu nedenle yalnızca Osmanlı denizcilik tarihinin büyük felaketlerinden biri değildir.

Avrupa'nın büyük güçlerinin Osmanlı-Yunan çatışmasına doğrudan askerî müdahalesinin dönüm noktasıdır.

Mora’daki askerî denge değişti.

Osmanlı-Mısır deniz gücü ağır darbe aldı.

Rusya'nın Osmanlı Devleti üzerindeki askerî baskısı arttı.

Ve Yunan bağımsızlığının önündeki en büyük askerî engellerden biri ortadan kalktı.

Osmanlı donanması daha önce 1770 Çeşme’de büyük bir felaket yaşamıştı.

Navarin’den yalnızca 26 yıl sonra ise 1853 Sinop Baskını gelecekti.

Bu üç tarih, Osmanlı denizcilik tarihinin en ağır kırılmaları arasında yer alacaktı.

20 Ekim 1827’de Navarin’de birkaç saat içinde yanan gemiler, yalnızca bir donanmanın sonunu değil; Doğu Akdeniz’de yeni bir siyasi dönemin başlangıcını haber veriyordu.

Mehmet Dilbaz’dan diğer yazılar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yapay Zekâ Özeti

Osmanlı Donanmasının yakıldığı gün: Navarin Faciası

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim