Bu dünya sadece biz insanlara ait değil. Gökyüzünü paylaştığımız kuşlar, ormanlarda iz bırakan vahşi hayvanlar, sokaklarımızda sessizce dolaşan canlar…
Hepsi, bu dünyada var olma hakkına sahip. Ancak yıllardır süregelen yanlış politikalar, ihmaller ve vicdansız uygulamalar nedeniyle özellikle sahipsiz hayvanlar büyük bir zulmün içinde kıvranıyor.
Her gün açlıktan, susuzluktan, hastalıklardan ve trafik kazalarından ölen binlerce hayvan var. Barınaklarda insan eliyle yürütülen toplu kıyımlar, aç bırakılıp birbirine yedirilen köpekler, kırsal bölgelere atılıp ölüme terk edilen masum canlar…
Sorunun temelinde kontrolsüz üreme var ama çözüm olarak sunulan şey sadece daha fazla ölüm.
Oysa çözüm öldürmek değil, doğmayı engellemektir.
Bugün birçok belediye, “popülasyonu azaltmak” bahanesiyle hayvanları topluyor ama sonlarının ne olduğu belirsiz. Hiçbir belediye kısırlaştırma işlemini samimiyetle yürütmüyor. Bu yüzden toplanan canların kimi açlıktan can veriyor, kimi barınaklarda korkunç şartlar altında ölüyor, kimi de infaz ediliyor.
Bu kısır döngü, her yıl daha da büyüyerek devam ediyor.
Eğer gerçekten çözüm üretmek istiyorsak, hayvanları öldürerek değil, onların doğumlarını kontrol altına alarak ilerlemeliyiz.
Tıbbi ve insani çözüm nettir!
Kapsamlı bir kısırlaştırma seferberliği başlatılmalıdır!
Özellikle kırsal bölgeler ve köylerden başlayarak sokak hayvanları ücretsiz olarak kısırlaştırılmalı, yerinde besleme ve bakım hizmetleriyle desteklenmelidir. Avrupa ülkelerinde bu yöntemle sokak hayvanı popülasyonu kontrol altına alınmış ve ölümcül uygulamalara gerek kalmamıştır.
Hayvanları öldürerek değil, akılcı ve merhametli yöntemlerle sorunu çözmeliyiz.
Çünkü bu dünya sadece bize ait değil ve onlar Allah’ın sessiz kulları…
Ve biz, vicdan sahibi insanlar olarak sokaklarda hoş olmayan durumların yaşanmaması içinde onların yaşama hakkını savunmaya mecburuz.