Kavramların içi nasıl boşaltılıyor?
Bir zamanlar değerli olan, insanın aklına iyilik, doğruluk ve erdem getiren kelimeler nasıl oldu da bu kadar kirlenip yozlaştı?
Yağcılık, en basit haliyle menfaat uğruna dalkavukluk etmek, kişisel çıkarlar için birine aşırı övgü düzenmek anlamına gelir.
Ancak, zamanla bu zihniyet yağın da adını kirletti. Oysa yağ, nimettir; bereketin, emeğin karşılığıdır. Ama yağcılığın yaygınlaşması, o temiz kelimenin dahi yanlış anlaşılmasına sebep oldu.
Aynı şey çağdaşlık için de geçerli. Çağdaş olmak, gelişmiş, bilinçli, açık fikirli olmak anlamına gelirken, ne yazık ki belirli bir ideolojik kalıba sıkıştırılıp, sadece belli bir grubun tekelinde gibi sunulunca çağdaşlığın da adı kirlendi.
Büyük usta Abdurrahim Karakoç, yıllar önce kaleme aldığı dizeleriyle bu çürümüşlüğü veciz bir şekilde anlatmıştı:
“Yağcılar sayesinde yağın adı kirlendi
Çağdaşların yüzünden çağın adı kirlendi
Kusmuk çukuru yaptı solu solcularımız
Milleti sağa sağa sağın adı kirlendi.”
Bir zamanlar toplumun dengesini sağlamak için var olan sağ ve sol kavramları da aynı kaderi paylaştı. Sol, özgürlüğü, halkçılığı ve eşitliği temsil ediyordu. Sağ ise muhafazakârlığı, düzeni ve değerleri.
Ancak ne oldu?
Sol adına hareket ettiğini iddia eden bazı gruplar, bu kavramın içini boşalttı. Özgürlük adı altında baskı kurdu, halkçılığı unutup elitizme saplandı. Aynı şekilde sağ da yozlaştırıldı. Halkın değerlerini savunmak yerine çıkarcı bir anlayışa teslim edildi.
Neticede solcular solu kirletti, sağcılar sağı…
Toplumun en büyük kayıplarından biri, kelimelerin içinin boşaltılmasıdır. Bir kavram kirlendiğinde, onunla beraber inançlar da yıpranır, insanlar samimiyetini kaybeder.
Bu yozlaşmanın önüne geçmenin tek yolu, kavramları asıl anlamlarına döndürmek, onlara hakkını vermektir.
Yağcıları yağdan, dalkavukları saygıdan, ideolojik kirliliği sağdan ve soldan temizlemedikçe, gerçek manada ne yağ ne çağ ne de insanlık arınabilir.
Vesselam…