1912 sonbaharında Osmanlı Devleti, Balkanlar’da tarihinin en ağır askerî felaketlerinden birini yaşıyordu.
Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Karadağ’ın oluşturduğu Balkan ittifakı Osmanlı Devleti’ne karşı harekete geçmiş, savaşın daha ilk günlerinde Osmanlı ordularının seferberlik, ulaşım, ikmal ve komuta sistemindeki büyük problemler ortaya çıkmıştı.
Makedonya cephesindeki büyük kırılma ise 23–24 Ekim’de Kumanova’da yaşandı.
Zeki Paşa komutasındaki Vardar Ordusu, Sırp ordusu karşısında tutunamayarak güneye çekilmeye başladı.
Artık Sırpların önünde Üsküp yolu açılmıştı.
Üsküp düşüyor
Kumanova’nın kaybedilmesinin ardından Osmanlı kuvvetleri Üsküp’ü savunabilecek durumda değildi.
Yüzyıllardır Osmanlı hâkimiyetinde bulunan şehir, 26 Ekim 1912 akşamı Sırplara teslim oldu.
Üsküp’ün kaybı sıradan bir şehir kaybı değildi.
1392’den beri Osmanlı hâkimiyetinde bulunan Üsküp, Rumeli’nin önemli idari, askerî ve kültürel merkezlerinden biriydi. Camileri, medreseleri, hanları, hamamları, çarşıları ve Türkçe konuşan nüfusuyla Osmanlı Balkanlarının karakteristik şehirlerinden biri hâline gelmişti.
Şimdi bu şehir, Kumanova yenilgisinden yalnızca iki gün sonra Osmanlı Devleti’nin elinden çıkıyordu.
Sırp ordusunun ilerleyişi burada da durmadı.
Firzovik ve Mitroviçe’nin ardından Köprülü, İştip, Kalkandelen, Prizren, Pirlepe ve Manastır da art arda kaybedilecekti.
Osmanlı Makedonyası birkaç hafta içerisinde çözülüyordu.
Aynı gün Selanik
26 Ekim 1912 tarihini daha çarpıcı hâle getiren gelişme ise Makedonya’nın güneyinde yaşanıyordu.
Yunan ordusu Selanik kapılarına dayanmıştı.
Hasan Tahsin Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, Yenice Muharebesi’ndeki yenilginin ardından Selanik çevresine çekilmişti. Yunan ordusu şehre yaklaşırken Bulgar kuvvetleri de Selanik’e ulaşmaya çalışıyordu.
Şehir artık Balkan müttefikleri arasında da bir yarışın konusu olmuştu.
Hasan Tahsin Paşa sonunda Yunanlarla teslim görüşmelerine başladı.
Yunan kaynaklarının kullandığı Gregoryen takvime göre 26 Ekim 1912’de, Hasan Tahsin Paşa ile Yunan temsilcileri Viktor Dusmanis ve Yannis Metaksas arasında Selanik’in teslim protokolü imzalandı.
Türk askerî kaynaklarında ise aynı olay, dönemin Osmanlı takvimi ile Gregoryen takvim arasındaki fark nedeniyle 8 Kasım 1912 tarihiyle yer almaktadır.
Böylece aynı tarih farklı takvimlerle iki ayrı gün gibi görünse de söz konusu olan aynı tarihî olaydır.
Yaklaşık beş asırlık Osmanlı Selanik’i artık Yunan ordusunun kontrolüne geçiyordu.
Makedonya birkaç haftada kaybedildi
26 Ekim 1912’nin asıl anlamı burada ortaya çıkıyordu.
Kuzeyde Üsküp…
Güneyde Selanik…
Osmanlı Devleti’nin Makedonya’daki iki büyük merkezi neredeyse aynı anda elden çıkıyordu.
Üstelik savaş henüz bitmemişti.
Sırp ordusu güneye doğru ilerlemeye devam edecek, Kasım ayında Manastır da kaybedilecekti. Yunan kuvvetleri ise Selanik’i ele geçirerek Makedonya üzerindeki hâkimiyetini genişletecekti.
Balkan Harbi başladığında Osmanlı Devleti’nin hâlâ geniş bir Rumeli coğrafyası vardı.
Birkaç hafta sonra harita tanınmayacak kadar değişmişti.
Yüzyıllardır Osmanlı şehirleri olan yerleşimler birbiri ardına elden çıkıyor, yüz binlerce Müslüman için göç ve sürgün yolları açılıyordu.
26 Ekim 1912, bu büyük kopuşun en sembolik günlerinden biri oldu.
Kumanova’da başlayan kırılmanın ardından Üsküp teslim oldu; aynı gün Selanik’in teslim protokolü imzalandı.
Osmanlı Devleti, birkaç gün içinde Makedonya’nın iki büyük şehrini kaybetmişti.
Rumeli’de yüzyıllar boyunca kurulmuş bir dünya, 1912 sonbaharında göz açıp kapayıncaya kadar dağılıyordu.