Çürümenin sessiz yüzü ve vicdan krizi

Toplumların çöküşü çoğu zaman büyük savaşlarla, ekonomik krizlerle ya da dış tehditlerle başlamaz. Asıl çöküş, vicdanın sessizce aşınmasıyla başlar.

Fazıl Ergüt

Yazan: Fazıl Ergüt

· 3 dk okuma

Çürümenin sessiz yüzü ve vicdan krizi

Toplumların çöküşü çoğu zaman büyük savaşlarla, ekonomik krizlerle ya da dış tehditlerle başlamaz.

Asıl çöküş, vicdanın sessizce aşınmasıyla başlar.

Bir millet, doğru ile yanlış arasındaki çizgiyi kaybettiğinde; ahlakı kişilere göre yorumlamaya başladığında ve adaleti taraflara göre dağıttığında, görünmeyen ama derin bir çürüme başlamış demektir.

Bugün etrafımıza baktığımızda yalnızca siyasette değil; sanat dünyasında, sivil toplum kuruluşlarında, medyada, ticarette ve gündelik hayatın hemen her alanında aynı ahlak krizinin izlerini görüyoruz. Şöhreti sorumluluğun önüne koyanlar, popülerliği karakterin

yerine ikame edenler, makamı emanet değil imtiyaz görenler, toplumun güvenini kişisel menfaatleri için kullanan yapılar!Bunların her biri aynı hastalığın farklı belirtileridir.

İnsanlık tarihinin bize öğrettiği en önemli gerçeklerden biri şu olmuştur!Medeniyetler önce binalarını değil, ahlaklarını kaybeder.

Güvenin sarsıldığı yerde kurumlar ayakta kalsa bile ruhunu kaybeder. Kanunlar yürürlükte olabilir, fakat vicdan işlemiyorsa adalet eksik kalır.

Bu çürümenin en ağır biçimlerinden biri ise insanların acıları üzerinden menfaat devşirmektir.

Bir depremde, bir selde, bir yangında ya da herhangi bir afette milletin vicdanıyla toplanan yardımlar; aslında sadece maddi destek değildir.

O yardımların içinde bir annenin duası, bir çocuğun umudu, yaşlı bir insanın son birikimi ve milyonların merhameti vardır.

İşte bu yüzden afet dönemlerinde emanet edilen her kuruş kutsal bir sorumluluk taşır.

Bu emanetlerin birileri tarafından amacı dışında kullanıldığına dair ortaya atılan her iddia, hiçbir ayrım gözetilmeksizin en büyük ciddiyetle araştırılmalıdır.

Eğer suç işlendiği hukuk önünde ispatlanıyorsa, kim olduğuna, hangi görüşü savunduğuna ya da hangi çevreye yakın olduğuna bakılmaksızın hesabı sorulmalıdır.

Çünkü emanete ihanet yalnızca hukuka karşı işlenmiş bir suç değildir; aynı zamanda milletin vicdanına, güvenine ve insanlığın ortak değerlerine karşı işlenmiş ağır bir ihanettir.

Ne yazık ki günümüzün en büyük sorunlarından biri de ilkeler yerine tarafların konuşuluyor olmasıdır.

Aynı yanlış, farklı insanlar tarafından yapıldığında farklı tepkiler verilmesi; ahlakın değil aidiyetlerin belirleyici hale geldiğini göstermektedir.

Oysa hırsızlığın ideolojisi olmaz. Yolsuzluğun partisi olmaz.

Emanete ihanetin mazereti olmaz. Doğru, kim söylerse doğrudur; yanlış da kim yaparsa yanlıştır.

Toplumlar yalnızca kötüler yüzünden çökmez.

İyilerin suskunluğu da çöküşü hızlandırır.

Yanlışı alkışlamak kadar, sırf tarafgirlik uğruna görmezden gelmek de vicdani bir sorumluluktur.

Sessizlik bazen en güçlü onay cümlesine dönüşebilir.

Çünkü kötülük çoğu zaman cesaretini, kendisini durdurmayan kalabalıklardan alır.

Bugün ihtiyacımız olan şey, yeni sloganlar üretmek değildir.

Yeni kutuplaşmalar inşa etmek de değildir.

Asıl ihtiyaç, yeniden ayağa kalkacak bir vicdanı inşa edebilmektir. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras daha fazla bina, daha büyük makamlar ya da daha çok servet değil; doğruluk, emanet bilinci, adalet ve merhamet olacaktır.

Artık kişiler üzerinden değil, değerler üzerinden konuşmanın vaktidir. Adalet, yalnızca bize yakın olanlar için değil; herkes için işletildiğinde adalettir.

Hesap verme kültürü, sadece rakiplerimize uygulandığında değil; kendi mahallemize de dokunduğunda anlam kazanır.

Ahlak, yalnızca işimize geldiğinde savunulan bir kavram değil; şartlar ne olursa olsun vazgeçilmeyen bir duruş olduğunda gerçek ahlaktır.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim