Soyut para soyut kazanç

Para, altın ve gümüşten banknota, banknottan dijital rakamlara dönüşürken emekten ve üretimden uzaklaştı. Soyutlaşan para, kazanç anlayışını da kökten değiştirdi.

Nevzad Yenikişi

Yazan: Nevzad Yenikişi

· 4 dk okuma

Soyut para soyut kazanç

Değerli madenlerin yerini banknotun alması ile bizim içine doğduğumuz dünya düzeni meydana geldi. Daha önceleri dünyanın her yerinde insanların cebinde bulunan aynı gramajda, aynı ayarda altın yahut gümüş para aynı değeri ifade ediyordu. Fiyatlar ve ücretler birbirinden farklı olsalar da paranın değeri birbirinden farklı değildi. Venedik dukası ile ödemek mümkündü, dolayısıyla Bizans altınıyla ödemek de. Esas olan paranın üzerindeki damga değil, saflık ve gramajdı. Ve bu dönemin insanı bunu gayet iyi bilirdi. Osmanlı devrinde para devalüe edildikçe çıkan isyanlar bunun açık göstergesidir. Sadece bir misali, Fatih’in ilk saltanat döneminde yaşanan Buçuktepe İsyanı’dır.

Banknotla başlayan soyutlaşma

Derken kapitalizm hayatımıza banknot diye bir şey soktu. Banknotun hayatımıza girmesi, paranın bir şekilde soyutlaşması anlamına geliyordu. Bir memlekette bir olan, bir başka memlekette bin olur hale geldi.

Günümüzde bu gerçekliğin en ilginç örneklerinden birisi şudur: Macaristan’da bir devlet üniversitesinde görev yapan bir profesör aşağı yukarı 265.000 forint (aşağı yukarı 700 euro) maaş alır. Buna karşın Almanya’da aynı işi yapan bir akademisyen, Macar meslektaşının beş-altı katı maaş alır. Aynı bilimsel gelenekten gelen, yüzyıllardır iç içe yaşayan, günümüzde de ekonomileri birbirine entegre olmuş olan bu iki ülkede aynı vasıfta iki akademisyenin kazancı arasındaki bu uçurum, paranın nispiyeti sebebiyle hiçbirimize anormal gözükmüyor.

Neticede Alman ekonomisi ile Macar ekonomisi arasındaki uçurum her iki akademisyenin maaşlarına da yansımaktadır. Böyle algılarız; zira içinde büyüdüğümüz dünya bunu normal gösteren bir dünyadır. Bu düzendeki anormalliği biraz olsun görüp, aslında gerçekte var olanın bir gelir adaletsizliği olduğunu fark ettiğimiz anda mevcut düzene de itiraz etmeye başlarız.

Asya’nın uzak illerinde bir fabrikada günde 12 saat çalışarak ayda sadece 70-80 dolar maaş alan bir işçi, Avrupalı bir fabrika işçisinin temel ihtiyaçlarını ucuza karşılamaktadır. İşte bu da kapitalizmin üzerine inşa edildiği nispiyet sebebiyledir.

Paranın dijital dönüşümü

Bizler bir dönem bu noktanın gelebilecek en adaletsiz nokta olduğunu düşünürdük. Meğer yanılmışız. Şimdi para, şimdiye kadar hiçbir zaman olmadığı kadar soyut bir şeye dönüştü.

Emek ve emeğin kristalize olması gibi kavramlar, şu anda içinde bulunduğumuz dönüşüm çağında gerçekten bir şey ifade ediyor değildir. Değerli madenlerden banknota geçerek kısmen soyutlaşan para, günümüzde aritmetik işlemlerin bir parçası olmaktan ibaret hale geldi. Günümüzün insanı artık eline geçmeyen parayı dijital mecralarda aritmetik datalar olarak kullanıyor.

Sadece Türkiye’de değil, Batı’da da insanlar ellerindeki paranın alım gücünün düştüğünü fark ederek paniğe kapılıyor, birikimlerini korumak için çare yolları arıyor. Tam olarak nasıl işlediğini bilen sayısının, bilmeyen sayısına göre oldukça düşük olduğu yeni yatırım modelleri sayesinde nicelerinin abad, nicelerinin ise berbat olduğunu görüyoruz her geçen gün.

Soyut varlıklar ile soyut şeylere yatırımlar yapılıyor, dünyalar kazanılıyor yahut kaybediliyor. Neyin nasıl yapılması gerektiğini anlayan sayısı hâlâ anlamayan sayısına göre pek az. Böyle bir ortamda insanlar güvenecekleri merciler arıyor.

Soyut kazancın yükselişi

Gazete haberleri, yatırımcıların paralarını alıp kaçan sarraf haberlerinden geçilmiyor. Ponzi sistemiyle vatandaşlardan para toplayıp batıran orta ölçekli devlet memurlarının haberlerini okuduk gazetelerde. Bütün bu karışıklığın sebebi, yeni soyutlama sisteminin ne olduğunun tam olarak anlaşılmaması ve kazananların çok kazandığını görenlerin hırsıdır.

5000 yıldan fazla zaman somut bir şey olarak hayatımızda var olan para, 200 yıldır nispeten soyut bir şey olarak vardı ve bizler bu dönem içinde büyüdüğümüz için bunu gayet normal sanmıştık. Şimdilerde bizleri de ahirete düşürecek kadar soyutlaşan para, ne emeği ne de emeğin karşılığını dinliyor.

Herhangi bir üretim faaliyeti içinde yer almayıp, bir işe yahut bir kimseye emek vermeyen; tüm mesaisi bilgisayar karşısında bir yerlere para yatırıp para çekmekten ibaret insanlarla dolu etrafımız. Üretmek ve gerçek mal üzerinden ticaret yapmak artık geçer akçe değil.

Çok yakın zamanda bir büyük iş adamının kendi grubunda bulunan bir şirketin yatırım hedeflerine itiraz ettiğini ve şöyle söylediğini duymuştum: “Siz oraya yatıracağınız parayı bizim bankaya yatırsanız, hedeflediğiniz kazançtan çok daha fazla gelir elde edersiniz.”

İşte bu söz, uzun uzun anlatmaya gayret ettiğimiz her şeyden daha iyi bir açıklamadır günümüz dünyasının ruhunu anlatmak için. İstihdam, üretim, alım-satım hiçbir şey ifade etmiyor bu iş adamına göre. Para soyutsa, soyut kazanç, nasıl elde edeceğini bilenler için kolay bir gelir kapısı oluyor.

Bunun yanlışlığını görmek için “İnsan için emeğinden başkası yoktur.” ayetini hatırlamak yeter. Unutanlara bunu hatırlatmak gerekir.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim