Kierkegaard’ın İbrahim’inin sosyal medyaya bakışı

Nevzad Yenikişi

Yazan: Nevzad Yenikişi

· 2 dk okuma

Kierkegaard’ın İbrahim’inin sosyal medyaya bakışı

Soren Kierkegaard’ın “Korku ve Titreme” adlı eseri mahremiyet hakkında çok şey söylemektedir. Öyle ki, Kierkegaard bu eseri kendi adıyla yayınlamamış Johannes de Silentio (Sessizliğin Yahyası) olarak neşretmiştir. Tanrı’ya verdiği söz sebebiyle oğlu İshak’ı kurban edecek olan İbrahim’in Moriah dağına gerçekleştirdiği yolculuk esnasında yaşadığı gerilimleri tartışır bu kitapta Kierkegaard. Esasen bu hikaye, İslam geleneğinde Hz. İbrahim’in, oğlu Hz. İsmail’i kurban etmesi hadisesinin Kitab-ı Mukaddes’teki versiyonundan başka bir hikaye değildir. Kimseye anlatamadığı bir şeydir bu kurban adağı Hz. İbrahim’in; zira toplumsalnormların çok dışında bir şeydir. İbrahim, etrafında bulunan hiç kimsenin kendisini anlayamayacağından oldukça emindir. Modern zamanlarda etik olarak adlandırılacak olan toplumsal kabullerin imanı ile çeliştiği bir durumda İbrahim, çatışmanın bir anlamı olmadığının da farkındadır; çünkü kendisinden başka hiç kimse Tanrı ile görüşebilem ayrıcalığına sahip değildir. Böyle bir ikileme sokmak, insanları Tanrı ile karşı karşıya getirecek bir gerilime sebebiyet vermek anlamına gelmektedir. Buna karşın İbrahim toplumsal normlar namına imanından vazgeçecek de değildir. Bir müslüman olarak hikayeyi Kierkegaard’ın perspektifinden anlatırken biz de zaman zaman oldukça zorlanıyoruz; zira Kierkegaard Hz İbrahim’in Tanrıya karşı bu sadakatini bir iman alameti olarak görmemektedir. İman nezahetiyle bağdaşmayan bir yorumdur, elbette katılmayız. Buna bir de Kitab-ı Mukaddes’te anlatılan İbrahim ile Kur’an-ı Kerim’de Halil olarak övülen Hz. İbrahim’in birbirine pek de benzemeyen iki kimse olduğu gerçeğini ekleyerek şerh düşelim. Lakin Kierkegaard’ın Kutsal Kitap yorumunun gerek felsefeye gerek günümüz sosyal bilimine olan etkileri göz ardı edilemez. Kutsal Kitab’ın İbrahim’inden yola çıkarak yaptığı yorumlara ise dini bir mein gözüyle bakmamak gerektir. Dağ yolunda kararlı bir şövalye olan İbrahim’in niyetini eşi dahil hiç kimse bilmemektedir. Yaşadığı psikolojik gerilimler Kierkegaardın ilgisini asıl çeken şeydir. Hap gibi malumatlara düşkün günümüz insanına tek bir cümleyle özetlenecek olursa Seni asla anlayamayacak olanlara halini anlatma!

Korku ve Titreme’nin okuyucuya sunduğu pek çok perspektiften yalnızca birisini zikrettik. Sosyal medya çağının insanı kendisini sürekli görünür kılmak telaşıyla en özel hallerini dahi paylaşırken, Kierkegaard’ın İbrahim’inin endişelerinden tamamen azadedir. Kendisini anlaması mümkün olmayan insanlara mütemadiyen halini ve şartlarını; isteklerini ve korkularını sunmaktadır. Sosyal medya kültürü hakkında en fazla şikayet edilen şeyin ölçüsüz dil ve yer yer nefrete varan tutumlar oluşu katiyyen şaşırtıcı değil. Soyut kabulleri üzerinde anlaşması mümkün olmayan insanların kendilerini oldukça somut şekilde beyan edebildikleri bir ortamda anlaşılamamaktan, anlaşılsa dahi yadırganmaktan kaynaklanan bir nefretle karşılaşıyor günümüz insanı. Öyleyse kendisini beyan etmeye, dost ve düşman gözlere sunmaya yönelik bu heves nedendir? Bu sorunun arka planında mahremiyete yönelik bir kaygı yer almaz; aksine namahremler ile ile ilişkide gerekli olan ortak noktanın tesis edilememesi üzerine bir anlayamamak halinden meydana gelen bir sorudur bu. Mahremiyet, günümüz insanı açısından sınırları oldukça esnetilmiş ve hiçbir zaman olmadığı kadar subjektif hale gelmiş bir kavramdır. Dolayısıyla cevaplanması gereken soru, herkesin kendisine farklı anlamlar yüklediği mahremiyetin neden önemsenmediği değildir. Bu kadar nispiyet kazanmış bir mahremiyet kavramının önemsenip önemsenmediğini tespit etmek hiç de kolay değildir zira. Asıl cevaplanması gereken soru, günümüz insanının kendisini kime beyan ettiğidir. Ortak nokta bulmakta zorlanılan insanlara kendisini beyan ettikçe hakaret işiten bir insan, kendisini beyan etmeye niye devam eder? Asıl cevaplanması gereken soru budur. Bir bağımlılıktan yahut günümüz hayatının gerekliliğinden bahsedilecek olsa dahi, insanın temel talepleriyle çelişen böyle bir alışkanlığı neden sürdürdüğü sorusuna ise asla cevap verilemez. Bütün izahların aciz kalacağı nokta tam olarak burası olacaktır.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim